theayhan46

17 Mart 2013 Pazar

MESCİD-İ NEBEVİ 'DEN MUHTEŞEM EZAN HD





KUR'AN TİLAVETİ ABDURRAHMAN SADİEN-GAZİANTEP




ABDUSSAMED-RAHMAN SURESİ


ABDUSSAMED-YASİN SURESİ


KUR'AN-I KERİM'DE İSMİ GEÇEN ŞİFA KAYNAĞI BİTKİLER RESİMLİ


Arapça”da nebat-ât, bitki-ler anlamında bir kelimedir. İnsan da bir yönüyle nebati bir varlıktır. Zira; hastalığı sebebiyle komaya girmiş bir insana “artık bitkisel hayat yaşıyor” denilmesi bunu tescil etmektedir.
Bitkiler, solunum yapan toprağa bağlı sabit bir hayvandır. Her bitkinin kendine mahsus bir özelliği vardır. Kainatın, her an olan açık eczanesine yerleştirilmiş, her bitki mutlaka bir derde devadır. Önemli olan bunu hekimlerin piri Lokman Hekim gibi keşfedebilmektir. Dünya eczacılık otoriteleri, artık tablet ve şerbetten vazgeçip, hangi hastalığa karşı hangi bitki türünün şifa olacağını araştırmaya yönelmiştir. Hekimler bile sun”i ilaçların içindeki sentetik katkı maddelerinin hücre dokularına zarar verdiğini açık olarak ifade etmektedir.
İbn-i Haldun, Mukaddime”sinde iklim ve bitki örtüsünün insan üzerinde önemli bir etken olduğunu belirtmiştir. Ona göre Cenab-ı Hak, dağına göre kış yaratmıştır. Öyleyse sağlıklı yaşamayı isteyen her insan, bulunduğu coğrafyada, yaşadığı iklimle üretilebilen sebze ve meyvelerle beslenmelidir.
Kur’an-ı Kerim’de “Bitkilerin her birinde düşünen bir insan ve toplum için ibretler vardır.” (Şuara / 7-9) denilmektedir.
İşte Kur’an-ı Kerim’de adı geçen bitkiler:
1- Üzüm:
“Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.” (İsra sûresi /91)
“Üzümler , yoncalar” (Abese Sûresi / 2
2- İncir
“Andolsun İncire ve zeytine” (Tin sûresi / 1)
- Kiraz ağacı:
“Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden setlerini/barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece acı-dikenli çalı, ılgın ve birkaç tane (yabani) kiraz ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel (Arimi) gönderdik.” (Sebe sûresi / 16)
“Düzgün kiraz ağacı” (Vâkıa sûresi / 2
4- Reyhan:
“Yapraklı daneler ve hoş kokulu reyhan vardır” (Rahman sûresi / 12)
“Ona rahatlık, güzel kokulu reyhan ve Naîm cenneti vardır” (Vâkıa sûresi / 89)
5- Soğan:
“Hani bir zamanlar, “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. O da size “O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır.” dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah’dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)
6- Zeytin:
“Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.” (En”am sûresi / 99)
“Andolsun İncire ve zeytine” (Tin sûresi / 1)
8- Hurma:
“(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.” (Nahl sûresi / 11)
9- Nar:
“Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.” (En”am sûresi / 99)
“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O’dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En”an sûresi / 141)
10- Taze hurma:
“Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.” (Meryem sûresi / 25)
11- Muz:
“Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları” (Vâkıa sûresi / 29)
12- Mercimek:
“Hani bir zamanlar, “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. O da size “O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır.” dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah’dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)

13- Acur:
“Hani bir zamanlar, “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. O da size “O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır.” dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah’dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)
14- Kabak:
“Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.” (Sâffât sûresi / 146)
15- Hardal:
“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.” (Enbiyâ sûresi / 47)
“(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” (Lokman sûresi / 16)
16- Zencefil:
“Orada, karışımı zencefil olan bir kâseden içirirler.” (İnsan sûresi / 17)
17- Başak:
“Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir, O herşeyi bilir.” (Bakara sûresi / 161)
“Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.” (Yusuf sûresi / 47)
18- Ilgın:
“Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden setlerini/barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece acı-dikenli çalı, ılgın ve birkaç tane (yabani) kiraz ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel (Arimi) gönderdik.” (Sebe sûresi / 16)
19- Bal
Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin.(nahl-6
20- balık
İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur.(nahl-14)
“Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.” (Yasin sûresi / 34)

ÜLKEMİZDEKİ HURAFELER RESİMLİ































9 Mart 2013 Cumartesi

CENNET'İ MÜJDELEYEN AYETLER

.” Bakara 25, Âl-i İmran 15, 136, Nisa 57
“Cennette elbiseler ipek ve atlastan olup yeşil renkli, altın ve incilerle bezenmiş haldedir.” Hac 23, Fatır 33, Duhan 53
Cennette altın ve gümüş bilezikler takılacaktır.” Kehf 31, Fatır 33, İnsan 21
“Cennet ehli oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla birlikte girer.” Ra’d 23, Yasin 56
“Cennette hurilerden eşler vardır. O huriler ki yeni bir yaratılışla yaratılmış, bakire, göğüsleri tomurcuklaşmış, yalnızca kocalarına bakan ve onlara âşık, saklı inciler gibi iri gözlü, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyaz, otağlar içinde ve tertemiz, yaşıt sevgililer halinde olcaktır.” Vakıa 22, 23, 35, 37, Nebe 33, Saffat 48, 49, Rahman 72, Nisa 57
“Oranın yemişi ve gölgesi süreklidir.” Ra’d 35
“Berrak, içene lezzet veren, sersemletmeyen ve sarhoş etmeyen içkileri vardır.” Saffat 46, 47
“Çeşitli meyveler vardır.” Yasin 57, Zuhruf 73
“Cennet ehlinin canlarının istediği kuş etleri vardır.” Vakıa 21
“Cennette acıkmak ve susamak yoktur.” Ta-Ha 118, 119
“Orada ehlinin canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır.” Zuhruf 71
“Bahçeler ve üzüm bağları vardır.” Nebe 32
“Gölgeleri ehlinin üzerine sarkar, meyveleri de kolayca koparılacak şekildedir.” İnsan 14
“Orada boş laf ve kötü söz işitilmez, sadece selam işitilir.” Vakıa 25, 26, Meryem 62
“Orada yorulmak yoktur.” Hicr 48, Fatır 35
“Orada ölmek de, azap da yoktur.” Saffat 58, 59, Duhan 56
“Orada korkmak ve üzülmek yok, sevinmek vardır.” Fussilet 30
“Orada ne yakıcı sıcak görülür, ne de dondurucu soğuk.” İnsan 13
“Bozulmayan sudan, sütten, şaraptan ve baldan ırmaklar vardır.” Muhammed 15
“Çağlayarak akan sular vardır.” Vakıa 31
“Yükseklerde kurulmuş döşekler ve mücevherlerle süslenmiş tahtlar vardır.” Vakıa 15, 34, Ğaşiye 13
“Tertemiz hizmetçiler, saçılmış inci gibi vildanlar vardır.” Tur 24, Vakıa 17
“Kalplerden kin sökülüp atılmıştır.” A’raf 43
“Yiyecek ve içecekler altın tepsi ve kadehlerle sunulur.” Zuhruf 71
“Sıra sıra dizilmiş yastıklar ve serilmiş halılar vardır.” Ğaşiye 15, 16
“Cennetin neresine bakılsa bir nimet ve büyük bir mülk vardır.” İnsan 20
“Muttakilere vaadolunan cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır...” Muhammed 15
“...Zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız...” Nisa 57, Yunus 10
“...Yemişleri ve gölgesi süreklidir...” Ra’d 35
“Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır...” Zuhruf 71
“Berraktır, içenlere lezzet verir. O içkide ne sersemletme vardır ve de onunla sarhoş olurlar.” Saffat 46, 47
“Orada sizin için bol bol meyveler vardır, ondan yersiniz, denilir.” Zuhruf 73
“Orada canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.” Tur 22
“Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri, yaptıklarına karşılık olarak verilir.” Vakıa 20, 21
“...Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı herşey vardır...” Zuhruf 71
“...Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler...” Kehf 31
“...İncilerle süslenirler ve orada giyecekleri elbiseler de ince ipek ve parlak atlastandır.” Hac 23, Fatır 33, Duhan 53
“...Ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. Gölgeleri üzerlerine sarkar, kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.” İnsan 13, 14
“...Onlar için orada tertemiz eşler vardır...” Nisa 57
“Gerçekten biz hurileri apayrı bir biçimde yeniden yarattık. Onları eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler kıldık.” Vakıa 35, 37
“Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar vardır.” Nebe 33
“Çadırlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.” Rahman 72
“Saklı inciler gibi, iri gözlü huriler yaptıklarına karşılık olarak verilir.” Vakıa 22, 24
“Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş iri gözlü eşler vardır. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdırlar.” Saffat 48, 49
“Çevrelerinde, Main çeşmelerinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle hizmet için ölümsüz gençler dolaşır.” Vakıa 17, 18
“O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedimler dolaşır ki, onları gördüğünde etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.” İnsan 19, Tur 24
“Onlar orada ne boş bir lakırtı, ne de yalan işitirler.” Nebe 35, Ğaşiye 11, Meryem 19