26 Haziran 2012 Salı
25 Haziran 2012 Pazartesi
24 Haziran 2012 Pazar
23 Haziran 2012 Cumartesi
22 Haziran 2012 Cuma
HASTA ZİYARETİ
Toplumda ilgiye muhtaç insanların bir kısmıda hastalardır. Sağlık ve sıhhat, Cenâb-ı Hakk’ın insana bahşettiği en kıymetli nimettir. Ne yazık ki insan, sağlığın kıymetini ancak hastalanınca anlayabiliyor. Hastalanan kişi güçsüz, takatsiz kalır, ilgiye muhtaç olur.
Şeyh Sadi Şirazi(1213-1292) Hastanın ruh halini şöyle ifade ediyor: “Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.”
Hayatta âcizliği tadan hasta, dostlarının, akrabalarının ve komşularının kendisini arayıp sormasını, ziyâret etmesini arzu eder. Bu ruh halinde ki bir hastayı ziyâret edip hâlini hatırını sormak ve tesellî etmek, Allâh’ın rızâsını kazanmak için önemli ibadetlerdendir.
Hasta ziyâret etmek “sünnet-i müekkede”dir. Bir hastayı, muhîtinden kimse ziyâret etmez ve ihtiyaçlarını karşılamazsa, orada yaşayan bütün müslümanlar bundan sorumlu olurlar.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyâret etmek, cenâzeyeiştirâk etmek, dâvete icâbetetmek, aksırana «Yerhamukellah: Allah sana merhamet eylesin!» demek.” (Buhârî, Cenâiz, 2; Müslim, Selâm, 4)
Sevgili Peygamberimiz hasta ziyaretinin ne derece önemli olduğunu hadîs-işerîflerinde bizlere şöyle müjdelemiştir: Bir insan, bir hastanın hâlini hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği bir kişiyi ziyâret ederse, ona bir melek şöyle seslenir: “Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendine cennette barınak hazırladın!” (Tirmizî, Birr, 64/2008; İbn-i Mâce, Cenâiz, 2)
Bir müslüman, hasta bir müslüman kardeşini ziyârete gittiğinde, dönünceye kadar cennet hurfesi içindedir. “Ey Allâh’ınRasûlü, cennet hurfesi nedir?” diye sorulunca da: “Cennet yemişidir.” Buyurdular (Müslim, Birr, 40-42)
“Hasta ziyâretinde bulunan kimse, dönünceye kadar cennet yolundadır” (Müslim, Birr, 39)
Hasta ziyaretinin ihmal edilmesi ise Müslüman için büyük bir kayıptır ve sorumluluktur. Peygamber Efendimiz bunu şöyle haber verir: Allah Teâlâ, kıyâmet gününde şöyle buyurur:“Ey Âdemoğlu! Hastalandım, Ben’i ziyâret etmedin!”
Âdemoğlu: “Sen Âlemlerin Rabbi iken ben Sen’i nasıl ziyâret edebilirdim?” der.
Allah Teâlâ: “Falan kulum hastalandı, ziyâretine gitmedin. Onu ziyâret etseydin, Ben’i onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?” buyurur…” (Müslim, Birr, 43)
Peygamber Efendimiz, hastanın yaptığı duânın meleklerin duâsı gibi olduğunu bildirmiş ve:
“Hastayı ziyâret edin ve ondan size duâ edivermesini isteyin. Zîrâ hastanın duâsı makbuldür. Günâhı da affedilir.” buyurmuştur. (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 57)
Hastanın yanında ümitvâr olunmalı ve Efendimiz’in şu tavsiyesine uyulmalıdır:
“Hasta veya ölünün başında bulunduğunuz zaman güzel sözler söyleyiniz. Zîrâ melekler sizin duâlarınıza âmîn” derler(Müslim, Cenâiz, 6; EbûDâvûd, Cenâiz, 15)
Hasta ziyâreti kısa tutulmalı, bir ihtiyacı varsa seve seve yerine getirilmelidir. Dinimiz tarafından büyük önem verilen hasta ziyaretini yapalım,hastanın duasını alalım.Yukarda zikrettiğim Peygamber efendimizin müjdelediği o güzel müjdelere nail olalım inşallah.
Şeyh Sadi Şirazi(1213-1292) Hastanın ruh halini şöyle ifade ediyor: “Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.”
Hayatta âcizliği tadan hasta, dostlarının, akrabalarının ve komşularının kendisini arayıp sormasını, ziyâret etmesini arzu eder. Bu ruh halinde ki bir hastayı ziyâret edip hâlini hatırını sormak ve tesellî etmek, Allâh’ın rızâsını kazanmak için önemli ibadetlerdendir.
Hasta ziyâret etmek “sünnet-i müekkede”dir. Bir hastayı, muhîtinden kimse ziyâret etmez ve ihtiyaçlarını karşılamazsa, orada yaşayan bütün müslümanlar bundan sorumlu olurlar.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyâret etmek, cenâzeyeiştirâk etmek, dâvete icâbetetmek, aksırana «Yerhamukellah: Allah sana merhamet eylesin!» demek.” (Buhârî, Cenâiz, 2; Müslim, Selâm, 4)
Sevgili Peygamberimiz hasta ziyaretinin ne derece önemli olduğunu hadîs-işerîflerinde bizlere şöyle müjdelemiştir: Bir insan, bir hastanın hâlini hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği bir kişiyi ziyâret ederse, ona bir melek şöyle seslenir: “Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendine cennette barınak hazırladın!” (Tirmizî, Birr, 64/2008; İbn-i Mâce, Cenâiz, 2)
Bir müslüman, hasta bir müslüman kardeşini ziyârete gittiğinde, dönünceye kadar cennet hurfesi içindedir. “Ey Allâh’ınRasûlü, cennet hurfesi nedir?” diye sorulunca da: “Cennet yemişidir.” Buyurdular (Müslim, Birr, 40-42)
“Hasta ziyâretinde bulunan kimse, dönünceye kadar cennet yolundadır” (Müslim, Birr, 39)
Hasta ziyaretinin ihmal edilmesi ise Müslüman için büyük bir kayıptır ve sorumluluktur. Peygamber Efendimiz bunu şöyle haber verir: Allah Teâlâ, kıyâmet gününde şöyle buyurur:“Ey Âdemoğlu! Hastalandım, Ben’i ziyâret etmedin!”
Âdemoğlu: “Sen Âlemlerin Rabbi iken ben Sen’i nasıl ziyâret edebilirdim?” der.
Allah Teâlâ: “Falan kulum hastalandı, ziyâretine gitmedin. Onu ziyâret etseydin, Ben’i onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?” buyurur…” (Müslim, Birr, 43)
Peygamber Efendimiz, hastanın yaptığı duânın meleklerin duâsı gibi olduğunu bildirmiş ve:
“Hastayı ziyâret edin ve ondan size duâ edivermesini isteyin. Zîrâ hastanın duâsı makbuldür. Günâhı da affedilir.” buyurmuştur. (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 57)
Hastanın yanında ümitvâr olunmalı ve Efendimiz’in şu tavsiyesine uyulmalıdır:
“Hasta veya ölünün başında bulunduğunuz zaman güzel sözler söyleyiniz. Zîrâ melekler sizin duâlarınıza âmîn” derler(Müslim, Cenâiz, 6; EbûDâvûd, Cenâiz, 15)
Hasta ziyâreti kısa tutulmalı, bir ihtiyacı varsa seve seve yerine getirilmelidir. Dinimiz tarafından büyük önem verilen hasta ziyaretini yapalım,hastanın duasını alalım.Yukarda zikrettiğim Peygamber efendimizin müjdelediği o güzel müjdelere nail olalım inşallah.
DUA
Duâ Kulun Yüce rabbimiz huzurunda acziyetini belirtmesi, ondan başka sığınacak limanın olmadığını idrak etmesi, O’ndan ihsanda bulunması ve yardım istemesidir. Mü’min yüce rabbine ellerini açtığı zaman sadece sözle değil, samimiyetle, tüm benliğiyle rabbine yalvarmalıdır. Ellerini yüce rabbine açan mü’minin kalbi titremeli, rabbine sığınıp rabbine niyazda bu şekilde bulunmalıdır.
Hazret-i Mevlânânın şu güzel öğüdünü mü’min zihninden çıkarmamalıdır:
“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zîrâ çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açar!”
Mü’min kulluğunun gereği sürekli Rabbine yalvarış ve yakaşır halinde bulunmalıdır. Zira Dua kalbdeAllâh’a açılanen yüce kapının anahtarıdır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarınıkabûl ederim…” (el-Bakara, 186)
En güzel örneğimiz resulullah(s.a.v) Dua’yı nasıl yaptığını incelersek O, gözyaşları içinde ve ayakları şişinceye kadar kıldığı namazlara ilâveten, acziyet duyguları içinde Cenâb-ı Hakk’a dâimâ ilticâ ederdi. Özlü duâları çok sever, özlü olmayan duâyı yapmazdı. “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!”(Müslim, Salât, 215) tavsiyesinde bulunurdu.
Mü’min Dua etmenin yanında bir de Din kardeşlerinden, zayıf, fakir, anne-baba, hasta muhtaçlardan dua almalıdır. Zîrâ Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Bir mü’minin diğer bir mü’minegıyâbında yaptığı duâdan daha çabuk kabûl edilen hiçbir duâ yoktur.” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Birr, 50/1980)
Mevlânâ Hazretleri de şöyle der: “Sen, varlığını, malını, mülkünü güzel bir şekilde infâk et de, bir gönül almaya bak! Ki o gönlün duâsı, mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nûr olsun!..”
Dua da önemli hususlardan biride akrabaya karşı olan tutumumuz da çok önemlidir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün: “Yeryüzünde bir müslümanAllâh’tan bir şey dilerse, günah olan bir şeyi istemediği veya akrabâsı ile alâkasını kesmeyi arzu etmediği müddetçe, Allâh Teâlâ onun murâdınımutlakâ yerine getirir veya ona vereceği şey kadar kötülüğü kendisinden uzaklaştırır.” buyurmuşlardı.
Sahâbe-i kirâmdan bir kimse: “–O takdirde biz Allâh’tan çok şey isteriz!” deyince Rasûl-i Ekrem Efendimiz: “–Allâh’ınlutfu sizin istediğiniz şeylerden daha geniştir.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 115/3573; Ahmed, III, 18)
“–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsıkabûl olunur.”buyurmuştu.
“–YâRasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.
AllâhRasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Kul; «Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmıkabûl etmiyor.» der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)”cevâbını verdi. (Müslim, Zikir, 92)
Dua da önemli hususlardan biride dua’ya başladığımız zaman önce rabbimize hamd-u senada bulunmak daha sonra peygamber efendimize selatü selam getirmek ve ardından duaya başlamaktırRasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- namazdan sonra salât ü selâm getirmeden duâ eden bir adam gördü.
Bunun üzerine: “–Bu adam acele etti.” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve bütün ümmetine şu tembihte bulundu: “–Biriniz duâ edeceği zaman önce Allâh Teâlâ’ya hamd ü senâ etsin, sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin.” (Tirmizî, Deavât, 64/3477)
Fahr-i Kâinât Efendimiz, bir mü’minin din kardeşine gerek huzûrunda gerekse gıyâbındaduâ etmesini tavsiye etmiştir. Umre için kendisinden izin isteyen Hazret-i Ömer’e: “–Kardeşim, bizi de duâna dâhil et, bizleri unutma!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 109/3562)
Değerli kardeşlerim dua da aceleci olmamak ”Bazı kardeşlerimiz ben dua ediyorum duam kabul olmuyor feryadlarını sıkça duyoruz” Rabbimizdendu da bulunduğumuz hususun hakkımızda hayırlı olmayacağını unutmamalı ”Sizin hayır zannettiğiniz şeylerde şer, Sizin şer zannettiğiniz şeylerde hayır olabilir”hususunu da aklımızdan çıkartmamız gereklidir. İnşallah yüce rabbim dualarımızı dergah-ı izzetinde kabul eylesin. Sizleri yüce rabbime emanet ediyor,Yüce rabbim duası kabul olan kullardan eylesin. Amin
Hazret-i Mevlânânın şu güzel öğüdünü mü’min zihninden çıkarmamalıdır:
“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zîrâ çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açar!”
Mü’min kulluğunun gereği sürekli Rabbine yalvarış ve yakaşır halinde bulunmalıdır. Zira Dua kalbdeAllâh’a açılanen yüce kapının anahtarıdır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarınıkabûl ederim…” (el-Bakara, 186)
En güzel örneğimiz resulullah(s.a.v) Dua’yı nasıl yaptığını incelersek O, gözyaşları içinde ve ayakları şişinceye kadar kıldığı namazlara ilâveten, acziyet duyguları içinde Cenâb-ı Hakk’a dâimâ ilticâ ederdi. Özlü duâları çok sever, özlü olmayan duâyı yapmazdı. “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!”(Müslim, Salât, 215) tavsiyesinde bulunurdu.
Mü’min Dua etmenin yanında bir de Din kardeşlerinden, zayıf, fakir, anne-baba, hasta muhtaçlardan dua almalıdır. Zîrâ Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Bir mü’minin diğer bir mü’minegıyâbında yaptığı duâdan daha çabuk kabûl edilen hiçbir duâ yoktur.” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Birr, 50/1980)
Mevlânâ Hazretleri de şöyle der: “Sen, varlığını, malını, mülkünü güzel bir şekilde infâk et de, bir gönül almaya bak! Ki o gönlün duâsı, mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nûr olsun!..”
Dua da önemli hususlardan biride akrabaya karşı olan tutumumuz da çok önemlidir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün: “Yeryüzünde bir müslümanAllâh’tan bir şey dilerse, günah olan bir şeyi istemediği veya akrabâsı ile alâkasını kesmeyi arzu etmediği müddetçe, Allâh Teâlâ onun murâdınımutlakâ yerine getirir veya ona vereceği şey kadar kötülüğü kendisinden uzaklaştırır.” buyurmuşlardı.
Sahâbe-i kirâmdan bir kimse: “–O takdirde biz Allâh’tan çok şey isteriz!” deyince Rasûl-i Ekrem Efendimiz: “–Allâh’ınlutfu sizin istediğiniz şeylerden daha geniştir.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 115/3573; Ahmed, III, 18)
“–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsıkabûl olunur.”buyurmuştu.
“–YâRasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.
AllâhRasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Kul; «Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmıkabûl etmiyor.» der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)”cevâbını verdi. (Müslim, Zikir, 92)
Dua da önemli hususlardan biride dua’ya başladığımız zaman önce rabbimize hamd-u senada bulunmak daha sonra peygamber efendimize selatü selam getirmek ve ardından duaya başlamaktırRasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- namazdan sonra salât ü selâm getirmeden duâ eden bir adam gördü.
Bunun üzerine: “–Bu adam acele etti.” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve bütün ümmetine şu tembihte bulundu: “–Biriniz duâ edeceği zaman önce Allâh Teâlâ’ya hamd ü senâ etsin, sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin.” (Tirmizî, Deavât, 64/3477)
Fahr-i Kâinât Efendimiz, bir mü’minin din kardeşine gerek huzûrunda gerekse gıyâbındaduâ etmesini tavsiye etmiştir. Umre için kendisinden izin isteyen Hazret-i Ömer’e: “–Kardeşim, bizi de duâna dâhil et, bizleri unutma!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 109/3562)
Değerli kardeşlerim dua da aceleci olmamak ”Bazı kardeşlerimiz ben dua ediyorum duam kabul olmuyor feryadlarını sıkça duyoruz” Rabbimizdendu da bulunduğumuz hususun hakkımızda hayırlı olmayacağını unutmamalı ”Sizin hayır zannettiğiniz şeylerde şer, Sizin şer zannettiğiniz şeylerde hayır olabilir”hususunu da aklımızdan çıkartmamız gereklidir. İnşallah yüce rabbim dualarımızı dergah-ı izzetinde kabul eylesin. Sizleri yüce rabbime emanet ediyor,Yüce rabbim duası kabul olan kullardan eylesin. Amin
21 Haziran 2012 Perşembe
RESİMLİ ÖZLÜ SÖZLER
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
HZ.ALİ
ŞEYH SADİ
HZ.EBUBEKİR
ŞEYH SADİ
HZ.MEVLANA
ŞEYH SADİ
FİRDEVS
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
ŞEYH SADİ
HZ.MEVLANA
HZ.MEVLANA
HZ.ALİ
HZ.ALİ
İMAM GAZALİ
HZ.ALİ
ŞEYH SADİ
BEYAZİDİ BESTAMİ
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
HZ.EBUBEKİR
MALCOLM X
EBU BEKİR FERRA
HACI BAYARAM-I VELİ
HZ.MEVLANA
HZ.ALİ
HAFIZ ŞİRAZİ
HZ.EBUBEKİR
MİRAÇ GECESİ HEDİYELERİ
ABDULHAMİDHAN
HZ.EBUBEKİR
6 Haziran 2012 Çarşamba
ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 1 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 2 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 3 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 4 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 5 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 6 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 7 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 8 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 9 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 10 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 11 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 12 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 13 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 14 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 15 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 16 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 17 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 18 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 19 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 20 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 21 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 22 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 23 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 24 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 25 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 26 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 27 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 28 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 29 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 30 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 31 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 32 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 33 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 34 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 35 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 36 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 37 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 38 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 39 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 40 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 41 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 42 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 43 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 44 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 45 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 46 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 47 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 48 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 49 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 50 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 51 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 52 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 53 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 54 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 55 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 56 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 57 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 58 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 59 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 60 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 61 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 62 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 63 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 64 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 65 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 66 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 67 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 68 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 69 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 70 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 71 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 72 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 73 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 74 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 75 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 76 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 77 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 78 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 79 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 80 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 81 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 82 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 83 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 84 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 85 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 86 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 88 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 89 |
ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 90
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 91 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 92 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 93 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 94 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 95 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 96 |
| ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ 97 |
Etiketler:
ESKİ KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)


















.jpg)

.jpg)




.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)





